• Eğirdir Akpınar Gazetesi
    Haberler> > Eğirdir Gölü’nde Kırmızı Alarm

    Eğirdir Gölü’nde Kırmızı Alarm

    Eğirdir Gölü’nde Kırmızı Alarm

    Türkiye’nin önemli tatlı su kaynaklarından biri olan Eğirdir Gölü’nde su çekilmeleri her geçen yıl daha da artıyor. Eğirdir ve Kovada Gölü Çevre Koruma Birliği EKO-BİR Müdürü Süleyman Can, son bir yılda göldeki su kodunun 69 santim azaldığını söyledi.

    Türkiye’nin en önemli doğal su kaynaklarından biri olan Eğirdir Gölü’nün su kodu 915.16 metreye düştü.

    Son yıllarda Türkiye’nin birçok göl ve diğer su kaynaklarında olduğu gibi Eğirdir Gölü’nde de ciddi su kaybı ve kirliliğe bağlı sorunlar yaşanıyor. Yaşanan sorunlar nedeniyle Eğirdir Gölü’ndeki su kayıpları ciddi seviyelere ulaştı.

    Eğirdir ve Kovada Gölü Çevre Koruma Birliği (EKO-BİR) Müdürü Süleyman Can, 25 Ağustos 2020 tarihinde 915.85 metre olan su kodunun 6 Eylül itibariyle 915.16 metreye düştüğünü açıkladı. Can, göldeki su seviyesinin son bir yılda 69 santimetre azaldığını, düşüşün son bir haftada ise 5 santimetreye ulaştığını söyledi. Yağışların olmaması durumunda Kasım ayı ortalarında göldeki su kodunun kritik eşik olan 914.75 metreye gelebileceğini kaydeden Can, gerekli önlemlerin alınmasını istedi.

    Türkiye Tabiatını Koruma Derneği (TTKD) Bilim Danışmanı Dr. Erol Kesici, “Böyle giderse gölün bu kısmı tamamıyla kuruyacak ve Eğirdir iki göl haline dönüşecek” uyarısında bulundu.

    Dr. Erol Kesici, Eğirdir Gölü’nün, kimyasal ve sanayi atıklar ile aşırı su alımı, gölü besleyen kaynakların engellenmesi gibi nedenlerden dolayı hızla kirlendiğini ve su kaybı yaşadığını vurguladı.

    Özellikle elma bahçeleri başta olmak üzere tarım arazilerinde kullanılan kimyasal atıkların göle ulaşıp ciddi kirlilik yaşanmasına neden olduğunu belirten Dr. Kesici, bu sebeple son günlerde gölde köpürmeler görülmeye başlandığını aktardı.

    YÜZEY ALANINDA CİDDİ AZALMA VAR

    En son ağustos ayında gölün birçok noktasında ölçümler yapan Dr. Erol Kesici, 520 kilometrekare olan göl yüzeyinin, geçen yılki ölçümlerde ortalama 84 kilometrekare kayıpla 436 kilometrekareye, su seviyesinin de ortalama 16 metreden 6 metreye düştüğünü belirledi. Ağustos ayında yeni bir ölçüm daha yapan Dr. Kesici, göl yüzeyindeki kaybın 100 kilometrekareye yaklaştığını ifade etti.

    Vahşi tarımsal sulamaya karşı uyarılarda bulunan Dr. Kesici, yoğun tarımsal sulama dönemi sonrasında kasım ayında yeni ölçümler gerçekleştirdi. Dr. Kesici, bu ölçümlerde ise göl yüzeyindeki kaybın 110 kilometrekareye yükseldiğini ve göl yüzeyinin 410 kilometrekareye kadar düştüğünü açıkladı. Dr. Kesici, göldeki ortalama su seviyesinin ise 4 metrenin altına indiğini dile getirdi.

    KEMER BOĞAZI’NDAKİ GENİŞLİK 1,2 KİLOMETREKAREYE DÜŞTÜ

    Su kaybı ve kurumanın en etkili gözlemlendiği yerlerden birinin de gölün en dar noktası olan Kemer Boğazı mevkii olduğunu söyleyen Dr. Kesici, “Eğirdir Gölü’nün Hoyran çanağı ve Eğirdir çanağı arasındaki, gölün en dar kısmı olan Kemer Boğazı önceki yıllarda 1,8 kilometre genişliğinde iken, gölün en fazla koyu kuruması (göl yüzeyinin daralması) ve su seviyesi azalan kısmında karşıdan karşıya yüzmeden araçsız geçmek mümkün oldu. Ancak bataklık nedeniyle tehlikeli, iki kıyı genişliği 1,2 kilometreye kadar geriledi” dedi.

    GÖL İKİYE BÖLÜNEBİLİR

    Gelendost- Yenice ile Senirkent- Akkeçili arasındaki Kemer Boğazı’nın kurumasıyla kamışlık, sazlık istilasına uğradığına da dikkat çeken Dr. Kesici, kuruma devam ederse gölün bu noktadan ikiye bölünme tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu açıkladı.

    Dr. Kesici, “1,2 kilometreye düşen alanda doğudan batıya teknelerin geçmesi adeta imkansızlaştı. Buralarda su seviyesinin yer yer 1 metrenin altına düşmesi ve alanın aşırı sazlıkla kaplanması nedeniyle balçık ve bataklık alanlar giderek arttı” diye konuştu.

    Önlem alınmadığı takdirde Eğirdir Gölü’nün Kemer Boğazı’ndan ikiye bölüneceğini ve iki ayrı göle dönüşeceğini vurgulayan Dr. Kesici, “Doğal göllerin bu şekilde bataklık ve balçıklaşması, göllerin evriminde en son basamak olup, bitki artışıyla birlikte her iki kesimde önceki yıllara göre yüzlerce metre çekilen alanlar büyük bir yoğunluğu oluşturuyor. Gölün kuzey kısmının kuruması ve bataklıklaşması göldeki kirliliğin artmasına da neden olmaktadır” ifadelerini kullandı.

    BALIKÇILAR İSYAN EDİYOR

    Dr. Kesici, “Bilhassa Hoyran kesimindeki balıkçılar, tekne motorlarının pervanelerine bitkilerin dolaşması sonucu, çalıştıramadıkları, bazı kesimlerde sırıkla hareket ettirebildikleri ve teknelerini daha ileriye bırakmak zorunda kaldıkları için isyan ediyor. Eskiden kıyıya ulaşma zamanı diye bir şey yokken, şu an yarım saate kadar bir sürede ve yükle birlikte bataklıkta yürüyorlar” diye konuştu.

    ÇALIŞMALAR, GÖLDE KALAN SON CANLI VARLIKLARI BİLE YOK EDEBİLİR

    Göl dibinde biriken kimyasal ve sanayi atık sebebiyle biriken dip çamurlarının çıkarılması ve temizliğinin mutlaka bilim insanlarının yönetiminde, mekanik ve biyolojik yöntemlerle yapılması gerektiğini anlatan Dr. Kesici, “Son günlerde göl çevresi ve kıyılarında temel açma, hafriyat ve iş makineleriyle yapılan çalışmalar gölde kalan son canlı varlıkları bile yok edecek özelliğe sahip. Bu nedenle buradaki temizlik, İzmit, Haliç göllerindeki gibi yapılmalı” dedi. (HABER MERKEZİ)

    Etiketler:
    • Yorum ekle

    Bu haberler ilginizi çekebilir!
    Yukarı Geri Ana Sayfa
    Etiketler